Matematik dersine nasıl çalışılmalı
?30/03/2012
Matematik dersine nasıl çalışılmalı ?
Örgenci matematiğe niçin ihtiyaç duyacağı hissettirilmelidir
Türkiye vatandaşlarının 4’te 3’ü sözelcidir. Matematik dersine göre çalışma
yöntemi var mıdır? Nasıl olmalıdır. Matematik çalışırken nelere dikkat
edilmelidir
Bir öğrenciniz matematik dersini sevmiyorsa ona o dersi
nasıl sevdirebiliriz?
Öğretmenlik hayatımda şunu tecrübe ettim. Sınıf
ortamında (30 - 40 kişi) matematiği anlamayanlar veya matematik özürlü gibi
gözüken bazı öğrenciler veya gruplar göze batar. Hele lise son sınıf ve mezun
öğrenciler için matematik dersi artık bir baş belası ve fobi haline gelmiştir.
Adeta matematik yapamayacaklarına ve matematik özürlü olduklarına kendilerini
inandırmış bazı öğrenciler vardır.
Bu
olumsuzluğu ders içerisinde sınıf ortamında %100 kırmak çok zor belki % 60 - 70
civarı öğrencilere matematik sevdirilebilir. Ancak birebir ders anlatımında az
sayıda öğrenci kusurludur ve tamamen matematiğe karşı kapalıdır ve sırtını
dönmüştür.
Öğrenciye, kolay ve yapabileceği örnekler çözerek -
çözdürülerek yapabileceğine inandırılmalı ve kendine güven kazanması
sağlamalıdır. Bu şekilde matematik fobisi de aşılabilir ve matematik çözmek bir
zevk haline getirilebilir.
Birebir derste öğrencinin alt yapısına göre yaşıtları
seviyesine ulaşma süreci değişir. Bununla beraber birebir ders sınıf dersinden
2-3 kat daha hızlı yol alınır ve daha verimlidir.
Burada şunu özellikle eklemek istiyorum. Türkçeyi
düzeltmeden matematiğin düzeltilmesi imkansıza yakındır. Yani anlam ve paragraf
sorularında çok iyi olmayan bir öğrencinin matematiğinin iyi olmasını
bekleyemeyiz kanaatindeyim.
Eskiler demiş ya “soruyu anlamak yarı yarıya çözmek
demektir”. Bu nu Albert Einstein şu şekilde izah ediyor, “ bana bir problemi
çözmem için 1 saat süre verilse 45 dk’ sını problemi anlamak için, 10 dk’ sını
denklem kurma ve çözüm yolu geliştirmek için, 5 dk’ sını da işlem yaparak sonuca
ulaşmak için kullanırım” demiş.
Örgenci matematiğe niçin ihtiyaç duyacağı
hissettirilmelidir.
Matematik hayatın olmazsa olmazıdır ve hayatla tamamen
iç içedir. İnsanın kendine güvenmesini, alternatifli düşünmesini, hayata çok
yönlü yaklaşmasını, pratik sonuç üretebilme konusunda ve hayatının her aşmasında
yardımcı olur. Bizler farkında olmadan matematik bizi kollar.
Türkiye vatandaşlarının 4’te 3’ü sözelcidir.
Her
dört öğrenciden üçü sözelcidir yani matematikle arası iyi olanlar 4 te 1 dir. Bu
da bir ayrıcalıktır.
Öğrencilik hayatımızın tamamında matematikle cebelleşmek
zorunda kalırız gerek okulda ders geçmek için gerekse OKS – OSS – KPSS – ALES vb
sınavlarda hep matematik yapabilme zorunluluğu ile karşı karşıyayız.
Matematik, karşılaştığımız bütün sınavlarda eleyici ve
sonuç belirleyici olmuştur. Bu sonuca nasıl ulaştım; önceki yıllarda Kamu
yönetimi, Avukatlık, Türkçe öğretmenliği, gibi bölümler sözel ağırlıklı puanla
üniversitelere öğrenci alırken şimdilerde eşit ağırlık alanından öğrenci
alıyorlar. Çünkü artık birçok öğrenci Türkçe ve Sosyal bölümlerinden birkaç boş
ve birkaç yanlış dışında tamamına yakınını doğru cevaplamaktadırlar ve
birbirlerini eleyebilmek için Matematik neti öne çıkarak belirleyici
olmaktadır.
Yine KPSS sınavlarında 120 adet eğitim sorusundan 110
yapabilen öğretmen adayları genel kültür kısmındaki 30 matematik sorusu
belirleyici olmaktadır.
Sınavlarda matematik sorularının puan değeri de
yüksektir ve iyi matematik bilmek bir ayrıcalıktır sonucu ortaya çıkar.
Matematik öğretmenleri ne kadar sevilir?
Her
öğretmen öğrencileri tarafından sevilmek ister. Bu sevgiyi kazanmak için özel
bir gayrete veya palyaçoluk yapmaya gerek yok kanaatindeyim. Kendi karakterini
samimiyetle ortaya koyabilen her öğretmenin dersini ve kendini sevdireceğine
inanıyorum. Zaten sıkıcı ve zor bir ders olan matematiğin biraz sempatik
anlatılması gerektiğine inanıyorum. Ancak sevgi kazanılırken disiplin
kaybedilmemelidir. İlköğretim öğrencilerine karşı biraz daha ciddi ve disiplinli
davranılmalı, yoksa yaşları gereği çabuk koyuveriyorlar.
Matematik dersine göre çalışma yöntemi var mıdır? Nasıl
olmalıdır ?
Matematik dersi haddizatında zor bir derstir kimse kolay
olduğunu iddia edemez. Ancak üstesinden gelinmeyecek kadar zor değildir.
Bununla beraber matematiksel problem çözme teknikleriyle
birtakım sonuçlar elde edilmiştir, bunlara formül diyoruz. Bundan dolayı pratik
soru çözebilmek için formül ezberleme ihtiyacımız da vardır. Bunu anlayarak
örnek soru çözerek de yapabilirsiniz (doğru olan budur) direk olarak sembol
olarak da ezberlenebilir. Matematiğin %80’i ezberdir diyebilirim bir kısmı
formül olarak bir kısmı da soru yapısına göre çözüm kalıbı olarak ezberdir. En
güzel ezber kavrama aşamasında her soruyu çözerken formülü kullanarak formülü
canlandırarak yapılan ezberdir.
Matematik problemi çözebilmek ya da sınav sonuçlarında
net olarak iyi bir sonuca ulaşmak için gereken şartlardan biraz bahsedeyim:
Matematikten bir konuyu bilmek yetmez, konuyu bilip hakim olmak da yetmez, bir
de bunların üzerine yorumlayabilmek gerekir. Son yıllardaki OKS ve ÖSS sınav
sorularına baktığımızda konuyu bilip, hakim olarak çözüme ulaştıktan sonra bir
de yorum yapmak gerekmektedir. İşte matematiği zor kılanda işin yorum kısmıdır.
Birçok öğrenci bu tarz sorularda takılıyor.
Matematikte çalışılan konunun tanımları çok önemlidir ve
dikkat edilmelidir. Formül varsa sayısal örneklerle anlamaya
çalışılmalıdır.
Matematik anlatırken bir dersin ¼ ü konu tanım ve
kavramları üzerinde çalışılır geri kalan sürede örnek sorularla konu daha iyi
kavratılmaya çalışılır. Sonrasında 50 - 60 kadar soru ile konunun alternatif
soru kalıplarını öğrenmek gerekir. Bunun için farklı kitaplardan çözümlü
sorulara bakılmalıdır.
Burada şunu hatırlatmakta yarar görüyorum, Bir konu
öğrenilirken ilk hafta konunun okulda ya da dershanede görüldüğü günlerde 100 -
150 örnek ve çözümlü soruya bakılmalıdır. Bu bizim konuyu ilk öğrenme ve
anlamamızı sağlar.
Sonrasında 1 ay içerisinde aynı konudan 100 - 150 test
sorusu çözülmelidir, bu da bize konuyu pekiştirme ve detaya ait alternatif soru
tipleriyle karşılaşarak konuya hakimiyetimizin güçlenmesini sağlar.
Daha sonra 6 aylık bir süreçte 150 soru daha çözülürse bu da bize serilik-pratiklik ve yanlış yapmamayı sağlar. Bu da sınavlarda işimize çok yarar. Şunu tekrar belirtmekte yarar görüyorum okuduğunu anlamayan bir öğrencinin matematiğinin iyi olması beklenemez.
Bir öğrenci bir konuyu çok iyi anladım ve soru kaçırmıyorum diyebilmesi için toplamda 400-500 soru ve bu soruları 6 aylık sürece yayarak çözmelidir.
Daha sonra 6 aylık bir süreçte 150 soru daha çözülürse bu da bize serilik-pratiklik ve yanlış yapmamayı sağlar. Bu da sınavlarda işimize çok yarar. Şunu tekrar belirtmekte yarar görüyorum okuduğunu anlamayan bir öğrencinin matematiğinin iyi olması beklenemez.
Bir öğrenci bir konuyu çok iyi anladım ve soru kaçırmıyorum diyebilmesi için toplamda 400-500 soru ve bu soruları 6 aylık sürece yayarak çözmelidir.
İlim elde etmenin yolları arasında şunlar vardır:
1.Önyargısız olmak,
2.Bütünü parçalara ayırmak,
3.En kolay olandan başlamak,
4.Tekrar yapmaktır.
Bu
kaideler her ders için uygulanabilir hayat kurtaracak prensiplerdir.
Önümüzdeki hafta İlim elde
etmenin yolları konusunu detaylı olarak ele alarak anlatmaya
çalışacağız.
ozgulok@hotmail.com Oktay ÖZGÜL
ozgulok@hotmail.com Oktay ÖZGÜL
yani cok güzel olmus
YanıtlaSilElnize saglik
YanıtlaSilYani cok farkli ve guzel anlatmissiniz
YanıtlaSilsüüper bir tahlil olmuş teşekküler
YanıtlaSilçok önemli tespitler yapmışsınız
YanıtlaSilteşekkür ederiz
eyvallah hocam önemli seyler
YanıtlaSilMERHABA TESPİTLERİNİZE KATILIYORUM. KESKE ANLATILDIĞI KADAR UYĞULAMAKTA KOLAY OLSA
YanıtlaSil